Kökler
Ahşap işlemek bir günde öğrenilen bir bilgi değildir. Zımpara kağıdının bir kenarın üzerine değdiği an. Taze talaşın kokusu. Bir kesimin ne zaman yeterince ince olduğunu hissetmek. Schachatelier'de her usta bu bilgiyi bir başkasından devralmıştır. Zanaat böyle yaşar: elden ele, sabırla.

Oyunun Felsefesi
Satranç aynı sabrı ister. Aceleci olan kaybeder – tahtada da tezgahta da. Bir satranç taşını doğru oranlarda şekillendirmek, doğru anda yapılan bir hamleden pek farklı değildir: İkisi de asla düşünmeden gerçekleşmez. Belki de satranç tam da bu yüzden nesilden nesile aktarılan nadir oyunlardan biridir – bir aile yadigârı.

Zanaat
Bu gelenek bugün somut bir biçim alıyor. Schachatelier'in evi Berlin'dir – kültürlerin, hikâyelerin ve dünyanın dört bir yanından insanların buluştuğu bir şehir. Tasarımlarımız burada doğar. Her set, deneyimli ustaların elinden gerçek el işçiliğiyle tamamlanır: masif ahşap, parça parça işlenir, seri üretimin bilmediği bir özenle. İsteğe bağlı bir gravür bu mirası bir adım öteye taşır – bir satranç takımı, bir isim taşıyan bir parçaya dönüşür.

Sorumluluk
Bir zanaatı gelecek nesillere aktarmak, ahşabı işlemekle bitmiyor. Schachatelier'deki her siparişle bir ağaç dikiliyor – küçük ama kalıcı bir iz. Ustaların mirası gibi, bu da büyümeye devam ediyor.

Davet
Her Schachatelier seti, kendi hikâyesinin başlangıcı olmayı bekliyor. Bu zanaatı şimdi kendi hikâyenize taşıyın – bir hediyeyle, bir isimle, bir anıyla.

